• 25 Temmuz 2021 21:11
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Ses

Bu yazıyı dinleyin
Bener E. Kavukçuoğlu 25 Temmuz 2021 Ses

 

İnsanoğlunun  doğduğu zaman gerçekleştirdiği ilk eylemi ağlamak. Aslında kulağa ağlamak gibi geliyor olsa da özünde bir üzüntü, can yanması veya benzeri  olumsuzbir etki sonucu değil . Tam tersine tek amaç o haykırışla ciğerlerine havayı doldurup, onları makul büyüklüğe ulaştırmak. İlk eylem SES.

Doktorların söylediği anne babaları en mutlu eden ağlamanın bu ağlama olduğu;  ağlama eylemi ne kadar güçlü olursa bebeğin sağlığı da o denli güçlü oluyormuş. 

Yani sesini güçlü çıkarabilenler,  yaşama da aynı güçle bağlanıyorlar. 

Aslında bir bebeğin doğuş anından yetişkinliğe ulaşana kadar ki serüveni, insanoğlunun varoluşundan Homo Sapiens’e ulaşana kadar geçirdiği sürecin bir benzeri. 

Hiç bilmediği, görmediğibir ortamda neyi nasıl yapacağını bilmeden bir anda var olmak. Önce annenin kokusunu tanımak, yani koklayarak öğrenmek, sonrasında bize anlamsız gibi gelse de bir şeyleri anlatmak adına ses çıkarmak,  genişleyen çevresini  tanımak, önce emeklemek, sonra  yardımla iki ayağının üzerinde durmayı öğrenmek,  o bize anlamsız gelen sesleri anlamlandırmaya başlamak, onları kelimelere dönüştürmek,yürüdükçe genişleyen çevresini tanımakderken  bebeklik dediğimiz o ilk/el yapıdan Homo Sapiens’e  ulaşmış olmuyor mu? 

Bugün hiçbirimiz bebeklik günlerimizde  çıkardığımız seslerin ne anlama gelmiş olabileceğini bilmiyoruz da, anımsamıyoruz da. Büyük olasılıkla o sesleri akıl süzgecinden geçirerek değil,  belirli reflekslerle çıkarıyoruz. Ama biliyoruz ki o sesler bizim yaşamla olan bağımızı her an biraz daha güçlendiriyor. 

Sesten kelimelere, kelimelerden dile ve konuşmaya geçen süreçte refleksleri terk ederken, aklı ön plana çıkaran Homo Sapiens artık sesini akıl süzgecinden geçirerek ve heceleyerek yapmayı öğrendi ve  kelimelerde anlam bulan ses, kendimizi anlatmanın tek yolu oldu. Tam olarak doğru mu? Pek sayılmaz; hala olaylar karşısında bazen aklı kenara koyup, bir çok yerde reflekslerimizle kendimizi ifade etmeyi tercih edebiliyoruz. 

Ne zaman demeyelim, zamanı belli olmuyor ama nerede diye sorarsak,  geri kalmış ülkelerden başlayarak en gelişmiş ülkelere kadaryoğunluğu - aynı sıralama içerisinde-azalarak yaşanıyor. Çünkü “aklın”da beslenmeye gereksinimi var. Aklın beslenmesinin tek yolu ise eğitim. Eğitim ses’ in kelime olarak biçimlenmesinin de en önemli etkeni. Bu nedenledir ki eğitim seviyeleri düştükçe ses’in de gürültüsü artarken, anlaşılırlığı azalıyor. İngiliz yazar Charles Caleb Colton’un dediği gibi “insan ne kadar az düşünürse o kadar çok  konuşur.”

Ses yaşamamızın vazgeçilmezi; kelimelere çeviremediğimiz sürece sadece gürültü olarak var oluruz ki o zaman da kendi aklımızın değil, başkalarının aklının sesi olarak yok oluruz. 

Peki tarih tekerrür eder de Homo Sapiens, hecelerle kurduğu kelimelerin sesini  terk edip bir gün sadece ses  çıkarmaya geri döner mi?  Dikkat ediyor musunuz, çevremizdeki kaba ve anlamsız uğultu her gün biraz daha artıyor.