• 04 Haziran 2020 20:57
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Corona ve Yeni Normal

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 04 Haziran 2020 Corona ve Yeni Normal

Geçtiğimiz yazıda; Turizm ile ilgili meslek örgütlerinin son krizde beklenen performansı göstermediklerine değinmiştik. İçlerinde en eski ve yasayla kurulan ilk örgüt olması nedeniyle, TÜRSAB’ın sessizliğine anlam veremediğimizden söz etmiştik.

Üst yönetim farkında mı bilmiyoruz. Ancak eleştirilerin salt TÜRSAB üyeleri üzerinde değil, sektörün farklı kesimlerinde geniş biçimde yankılandığını söyleyebiliriz.

Meslek örgütleri bilemediğimiz nedenlerle, sorumluluk alarak çözüm önerilerini kamuoyunda paylaşmaktan kaçınıyorlar. Böyle davranmaları yüzünden doğal olarak siyasal iktidar tarafından pek ciddiye alınmıyorlar. Hatta bir adım ileri gidelim; umursanmıyorlar.

Son gelişmeler sırasında bu durum yakından gözleniyor. Meslek örgütlerinde egemen olan derin sessizlik, kendilerine yeni alanlar açmak uğraşındaki bazı çevrelerce fırsata dönüştürülüyor.

Fırsatçılar iş başında

İlk başta Corona-free sertifikası ile  seçilecek bazı otellerin ardına gizlenerek, bir takım ayrıcalıklardan yararlanmak isteyenler, sonunda  niyetlerini saklamaya bile gerek görmediler. Ancak  yayınladıkları Bakanlığa destek bildirileri ve  manifestoları, AB ülkelerinde etkili olmuşa hiç benzemiyor. Pazar ülkelerde Türkiye’ye yönelik talep üzerindeki kısıtlamalar bir türlü kaldırılmıyor.

Bu süreçte başka fırsatçı çıkışlar da gözlenmiyor değil. Akşam saat 22:00 ye kadar açık kalmalarına izin verilen, lokanta,kafe ve bar gibi mekanların günlük çalışmalarındaki belirsizlik sürüyor.

Aralarında TSE’nin de yer aldığı, Salgına karşı güvenli işyeri belgelerini verecek dört kuruluş seçilirken, Bölgedeki Belediyelerin bu işlemlerin dışında bırakıldıkları anlaşılıyor. CHP’nin  turizm merkezlerinin çoğunda yerel iktidarı elinde tutmasının bu tutumda etkili olduğunu söylemeye gerek yok.

Yeni Normalde tek kullanımlık ürünler

Kurallar belirlenirken, tek kullanımlık masa örtüleri ve diğer sarf malzemelerinin, çöp dağları oluşturmaları önlenebilecek mi, doğrusu kuşkulu. İstanbul’da özellikle Boğaz kıyısında denizin diplerinde biriken, eldiven ve maske atıklarının salgın açısından büyük tehlike yaratabilecekleri gerçeği ne yazık ki, pek önemsenmiyor.

Dışarıda Salgın tehlikesi var ama  Otellerde yok

Bir başka garip ve haksız rejabet yaratacak uygulama daha var.

Şeytanın aklına gelmeyecek türden bir karar bu.

Gün batımından bir en çok iki saat sonra 22:00’de, lokanta, kafe,bar gibi yiyecek içecek hizmeti sunan işletmelerin kapatılmasına karşın, otellerde bu hizmet sürecek. Üstelik canlı müzik performası da, dışarıda yasak ama konaklama tesislerinde serbest olacak.

Böylece azalan talebin otellere vereceği zarar, bu yönlendirilme ile azaltılmak isteniyor. 

Turizm sadece otel ve seyahati ise kendi şirketlerinin tartışmasız etki alanında gören, çarpık kayırmacılık anlayışı, Corona virüsünün ardına saklanılarak hayata geçirilmek isteniyor.

Oysa Turizm bir bütün. 

Fırsatçı uygulamayla otellere ek kapasite sağlanması bir yana, Türkiye’ye gelmeye karar verenleri korkutacaklarının farkında bile değiller. 

Salgın sürecinde meslekleri sadece profesyonel rehberlik olan, çok değerli turizm çalışanlarının da işsizlik nedeniyle güç duruma düştüklerini söylemeye gerek yok. 

Gelirleri olmadan yaşamlarını sürdürmeye çalışan, onurlu insanlar rehberler. Özellikle parasal desteklerden yararlanma haklarını savunmak ve yaşadıkları zorlukları kamuoyuna duyurmak, başta TUREB ve en önemli paydaşları olan TÜRSAB’ın boynunun borcu değil mi?